TR | EN

Prof. Dr. Tekin: “Amacımız Yerli Tanı Teknolojisini Hastanın Evine Götürmek”

Prof. Dr. Tekin: “Amacımız Yerli Tanı Teknolojisini Hastanın Evine Götürmek”

Bilimsel araştırmadan girişimciliğe, girişimcilikten sağlık alanında somut çözümlere varan Saniber Kurucusu Prof. Dr. Hüseyin Cumhur Tekin ile akademiden teknoloji girişimciliğine uzanan yolculuğunu ve geliştirdiği yerli sağlık teknolojilerini konuştuk.

“Saniber’in hikâyesi, bir akademisyen olarak kendime sürekli sorduğum bir soruyla başladı: Laboratuvarda ürettiğimiz bilgi, bir gün gerçekten bir hastanın hayatına dokunabilecek mi?” sözleriyle konuşmasına başlayan Prof. Dr. Hüseyin Cumhur Tekin; EPFL, Harvard ve Stanford Tıp Fakültelerinde biyomühendislik ve tıbbi tanı sistemleri üzerine çalıştığı yıllarda, iyi bir fikrin yalnızca bilimsel bir makalede kalmayıp kısa sürede ürüne dönüşebildiğini gördüğünü belirtiyor.

Tekin, bu deneyimin ardından aynı kültürün oluşturulabileceğine inanarak Türkiye’ye döndüğünü vurguluyor ve sözlerini Pasteur’ün şu ifadeleriyle destekliyor: “Bilimin vatanı yoktur, ama bilim insanının vatanı vardır.”

2015 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Teknogirişim Sermayesi Desteği ile Saniber’i kuran Prof. Dr. Tekin, kısa süre sonra İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde (İYTE) göreve başlıyor. İlk yıllarında teletıp ve uzaktan sağlık hizmetlerine yönelik yazılımlar geliştirmeye odaklanan Saniber ve Prof. Dr. Tekin, son üç yıldır ise uyku apnesinin tanısına yönelik teknolojiler üzerinde çalışıyor.

Prof. Dr. Tekin, bu dönüşümü üniversite-sanayi iş birliğinin somut bir örneği olarak değerlendiriyor ve şu bilgileri aktarıyor:

“2023’ten bu yana İYTE’deki laboratuvarımızda ürettiğimiz bilimsel bilgiyi, teletıp projemizden edindiğimiz deneyimlerle birleştirerek uyku apnesine odaklandık. Uykuda nefesin tekrar tekrar durmasıyla karakterize edilen bu hastalık oldukça yaygın. Ancak tanı için hastalar aylarca sıra bekleyebiliyor ve bir gece boyunca hastanede, çok sayıda kabloya bağlı şekilde uyumak zorunda kalabiliyor. Amacımız, büyük ölçüde ithal edilen bu tanı teknolojisini yerli imkânlarla geliştirerek teşhis sürecini hastanın evine taşımak.”

“SAĞLIK HİZMETİNİ, TEŞHİSİN HASTAYA GELDİĞİ BİR MODELE TAŞIYORUZ”

Geliştirdikleri teknolojiyle sağlık hizmetlerinde yeni bir yaklaşım benimsediklerini belirten Prof. Dr. Tekin, hedeflerinin hastaların hastaneye giderek sıra beklediği geleneksel model yerine, tanı sürecinin hastanın bulunduğu ortama taşındığı bir sistem oluşturmak olduğunu ifade ediyor.

Prof. Dr. Tekin, bu yaklaşımın merkezinde yer alan yapay zekâ destekli giyilebilir cihazları BreatheTrack ve sağlayacağı avantajları şöyle anlatıyor:

“Diyafram bölgesine yerleştirilen BreatheTrack, kişi kendi yatağında uyurken nefes hareketlerini kaydediyor. Böylece hasta, kablolarla ve hastane ortamının yarattığı stresle uğraşmadan uyurken yapay zekâ algoritmalarımız nefesin durduğu veya zayıfladığı anları yüksek doğrulukla tespit ediyor. Elde edilen veriler güvenli bulut altyapımızda işlenerek dakikalar içinde hekimin değerlendirmesine hazır bir rapora dönüştürülüyor. Böylece hastaların tanı için aylarca beklemesinin, hekimlerin ise saatlerce ham verileri incelemesinin önüne geçmeyi hedefliyoruz. Tanı maliyetlerini düşürerek erken teşhisi daha fazla kişiye ulaştırmayı, aynı zamanda ülkemizin bu alandaki dışa bağımlılığını azaltmayı amaçlıyoruz.”

“EN BÜYÜK BAŞARIMIZ, BİLİMSEL BİR FİKRİ TİCARİLEŞMEYE HAZIR BİR ÜRÜNE DÖNÜŞTÜRMEK”

Girişimcilik yolculuğunda elde ettikleri kazanımlara ve karşılaştıkları zorluklara da değinen Prof. Dr. Tekin, disiplinler arası iş birliğinin ve sabırlı bir geliştirme sürecinin önemine dikkat çekiyor.

“En büyük başarımız, kâğıt üzerindeki bir fikri patentli, ticarileşmeye hazır ve hastanelerde kullanılan referans cihazlarla karşılaştırılabilir sonuçlar veren yerli bir ürüne dönüştürmek oldu. Elektronik, yazılım, yapay zekâ ve tıp gibi farklı alanlarda uzmanlaşmış insanları Teknopark İzmir’de ortak bir hedef etrafında buluşturduk. TÜBİTAK ve ulusal fonların desteğiyle yürüttüğümüz projelerde klinik doğrulama süreçlerinde elde ettiğimiz yüksek başarı, bizim için en büyük gurur kaynaklarından biri.

En büyük zorluklarımız ise tıbbi cihaz geliştirmenin doğasından kaynaklanıyor. Donanımı tasarlarken ve klinik araştırmaları yürütürken ürünün gelecekte Avrupa’da CE işareti ve Amerika’da FDA gibi uluslararası düzenlemelerden geçebileceğini en başından hesaba katmanız gerekiyor.

Söz konusu insan sağlığı olduğunda hata payı çok düşük. Bu nedenle süreç uzun, titiz ve sabır gerektiriyor. Önümüzdeki dönemdeki en önemli hedeflerimizden biri de gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamlamak olacak.”

SANİBER’İN HEDEFİ: YERELDEN KÜRESELE UZANAN SAĞLIK TEKNOLOJİLERİ

İYTE Kampüsünde, Teknopark İzmir bünyesinde doğup gelişen Saniber’i küresel ölçekte faaliyet gösteren bir markaya dönüştürmeyi hedeflediklerini belirten Prof. Dr. Hüseyin Cumhur Tekin, şirketin gelecek planlarını da paylaşıyor:

“İlk hedefimiz, gerekli CE ve FDA süreçlerini tamamlayarak BreatheTrack’i Avrupa ve ABD’de klinik kullanıma sunmak. Ardından teknolojimizi, sağlıklı bireylerin de uyku ve solunum kalitelerini takip edebilecekleri sağlıklı yaşam alanına taşımak istiyoruz. Altyapımızı uyku apnesinin ötesine genişleterek kronik solunum hastalarının evden takip edilebildiği bir dijital sağlık ekosistemi oluşturmayı amaçlıyoruz.

‘Teşhisi hastaya götürme’ vizyonumuzu yalnızca solunum sağlığıyla sınırlamıyoruz. Saniber bünyesinde geliştirdiğimiz mikroakışkan platform, parmak ucundan alınan tek bir damla kanla dakikalar içinde analiz yapabiliyor. Başka bir ifadeyle, laboratuvar işlevlerini küçük bir çip üzerinde gerçekleştirmeyi mümkün kılıyor. Bu teknolojiyi de ticarileştirerek hastaneye gitmeden yapılabilecek testlerin kapsamını genişletmek ve sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak istiyoruz.”

“MERAKINIZIN PEŞİNDEN GİDİN, BİLGİYE GÜVENİN VE SABIRLI OLUN”

Dünya standartlarında bilim ve teknoloji üretmek için mutlaka yurt dışında bulunmak gerekmediğinin altını önemle çizen Prof. Dr. Hüseyin Cumhur Tekin, özellikle genç araştırmacılara ve girişimci adaylarına önemli mesajlar veriyor:

“Gençlere şunu söylemek isterim: Üniversitelerimizde ve laboratuvarlarımızda doğan bir fikir doğru destek, sabır ve güçlü bir ekiple dünya çapında bir ürüne dönüşebilir. Teknoparklarımızın yanı sıra TÜBİTAK ve Bakanlık destekleri de bu yolda önemli fırsatlar sunuyor. Merakınızın peşinden gidin, bilgiye güvenin ve sabırlı olun.”